İran savaşının etkilerini; küresel ölçekte neredeyse her ekonomi hissederken; Pasifik'teki adalar özellikle açık hedef konumunda bulunuyor. United Nations Development Programme'nin ("UNDP") 15 Nisan tarihli açıklamasında belirttiği üzere; deniz taşımacılığı; "Pacific Small Island Developing States" ("SIDS") olarak adlandırdıkları yapıların can damarını oluşturuyor. SIDS'ler; dünyanın en kırılgan denizcilik bağlantılarına sahip bulunuyor. Pasifik Okyanusu'nda Fiji'yi çevreleyen SIDS'ler; çoğu zaman en yakın komşu kara parçasından binlerce mil uzaklıkta yer alıyor. Bu durum; kargo sevkiyatlarına yönelik herhangi bir aksamanın yerel topluluklar üzerinde felaket etkilerine yol açabileceği anlamına geliyor.
Pasifik SIDS'leri; halihazırda az sayıda konteyner gemisi liman çağrısı alıyor. Bazıları yılda yalnızca 40-50 sevkiyatla yetinebiliyor. Bu durum; söz konusu adaları küresel yakıt tedarikine yönelik aksamalara karşı son derece hassas konuma taşıyor. Polinezya ülkesi Tuvalu; enerjisinin %90'ından fazlasını ithal edilen dizelden elde ediyor ve 14 Nisan tarihinde olağanüstü hal ilan etti. "Tedarik zincirinin sonunda bulunuyoruz" ifadesini Pasifik bölgesindeki üst düzey UNDP yetkilisi Tuya Altangerel; UN News'e dile getirdi.
Pasifik'in başka noktalarında Fiji; vatandaşlarına panik içinde alışveriş yapmamaları veya yakıt stoklamamaları çağrısında bulunuyor. Marshall Adaları; 90 günlük ekonomik olağanüstü hal ilan etti. Vanuatu ise yükselen elektrik fiyatları konusunda uyarıyor. SIDS'lerdeki birçok ev; halihazırda hizmet istikrarsızlığıyla karşılaşıyor. Tuvalu; yakıt sıkıntılarından kaynaklanan günlük elektrik kesintilerini bildiriyor.
Hürmüz Boğazı'nın yakın gelecekte tankerlere tamamen açılacağına dair çok az işaret bulunuyor. Pasifik'teki adalar; sonu görünmeyen ve derinleşen bir kriz ile karşı karşıya kalıyor. UN News, "Uzak bir taşıma tıkanıklık noktasında başlayan bir kriz, hızla bir karşılanabilirlik ve güç tedarik krizine dönüşebilir; savunmasız ada topluluklarını dünyanın geri kalanından koparabilir" diye uyardı. Bu durum, chokepoint riskinin jeopolitik şoklar karşısında gerçek zamanlı insani sonuçlara nasıl dönüştüğünün çarpıcı bir örneği. Petrol şirketleri, uluslararası yardım kuruluşları ve sigorta sağlayıcıları için adalara yönelik resilience planlamasını artık ertelemek olanaksız.