SupplyChainBrain Think Tank, küresel tedarik zinciri krizinin az fark edilen bir boyutunu mercek altına alıyor: dünya genelinde endüstriyel operasyonlara güç sağlayan enerji tedarik zincirleri büyük ölçüde karbon yoğun kalmaya devam ediyor ve ESG hedeflerine bağlı şirketler için benzeri görülmemiş riskler yaratıyor. Yıllık 37,4 milyar ton CO2 emisyonuyla güç sektörü, enerji kaynaklı emisyonların %40'ını oluşturuyor; bu da termal güç üretimini en büyük tedarik zinciri ve ESG zorluğu haline getiriyor. Gelişmekte olan ekonomiler, enerji güvenliği ve ekonomik büyüme için termal güce bağımlılığını sürdürüyor. Yalnızca Hindistan'da kömür yakıtlı santraller elektriğin %60-70'inden fazlasını üretiyor; milyonlarca kişiyi istihdam eden sektörleri besliyor ve 1,4 milyar insana temel hizmetleri sağlıyor. Benzer bağımlılıklar pek çok gelişmekte olan ülkede de görülüyor — termal güç, bu ülkelerde endüstriyel kalkınmanın ve yoksulluğun azaltılmasının temel direği olmayı sürdürüyor.
Küresel termal güç üretimi kömür, doğal gaz, fuel oil, nükleer, biyokütle ve jeotermal kaynaklardan elde ediliyor. IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), 2024 verilerine göre küresel elektrik üretiminin %59'unun fosil yakıtlardan, %30'unun yenilenebilir kaynaklardan (hidro dahil) ve %9'unun nükleerden geldiğini açıkladı. Başlıca termal güç ülkeleri: Çin (1.530 GW kömür, 318 GW gaz), Hindistan (220 GW kömür), ABD (208 GW kömür, 481 GW gaz), Endonezya, Güney Afrika, Avustralya, Almanya, Polonya, Türkiye ve Vietnam. Hindistan'ın önde gelen kömür ve termal güç şirketleri: Coal India Limited, National Thermal Power Corporation (NTPC), Adani Power, Tata Power, Reliance Power ve JSW Energy. Çin'in başlıca termal güç şirketleri: China Huaneng Group, China Datang, China Huadian, State Power Investment Corporation ve China Energy Investment Corporation. ABD'nin önde gelen termal güç üreticileri: Duke Energy, Southern Company, American Electric Power, Dominion Energy, Berkshire Hathaway Energy, Vistra Corp ve NRG Energy. Avrupa'nın başlıca termal güç şirketleri: RWE, EnBW, Uniper, Vattenfall, Drax Group ve EPH.
Başlıca ESG ve dekarbonizasyon çerçeveleri: SBTi (Science Based Targets initiative), RE100, EP100, EV100, TCFD (İklimle İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü), CDP (Carbon Disclosure Project), GRI (Global Reporting Initiative), ISSB (Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu), SASB (Sürdürülebilirlik Muhasebe Standartları Kurulu), CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi), AB Taksonomisi, SEC İklim Açıklama Kuralı ve California SB 253/261. GHG Protokolü üç emisyon kapsamı tanımlıyor: Kapsam 1 (doğrudan emisyonlar), Kapsam 2 (satın alınan elektrikten kaynaklanan emisyonlar) ve Kapsam 3 (değer zinciri emisyonları). Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM), AB'nin karbon yoğun ithalat ürünlerine — çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektriğe — 2026'dan itibaren tam olarak uygulayacağı sınır vergisi. Yenilenebilir enerji satın alma araçlarının başlıcaları: Güç Satın Alma Anlaşması (PPA), Sanal PPA, Yenilenebilir Enerji Sertifikası (REC), Menşe Garantisi (GO) ve I-REC.
Dört sütunlu çözüm şu ayaklar üzerine kuruluyor: (1) Verimlilik artırma — mevcut termal santrallerin verimliliğini ultra-süper kritik (USC), ileri ultra-süper kritik (AUSC) ve kombine çevrim gaz türbini (CCGT) teknolojileriyle yükseltme; (2) Karbon yakalama, kullanımı ve depolama (CCUS) — operasyonel başlıca projeler: Northern Lights (Norveç), Quest CCS (Kanada), Petra Nova (ABD) ve Boundary Dam (Kanada); (3) Yakıt geçişi — kömürden doğal gaza, doğal gazdan yeşil hidrojene aşamalı dönüşüm; amonyak ve biyokütle ortak yakma (co-firing); (4) Yenilenebilir entegrasyon — güneş, rüzgar, hidro, jeotermal, pil enerji depolama sistemi (BESS), pompaj depolama ve yeşil hidrojenle şebeke dengeleme. Önde gelen güç ekipmanı üreticileri: Mitsubishi Power, Siemens Energy, GE Vernova, Doosan Enerbility, Toshiba ve Hitachi Energy. Adil Enerji Geçiş Ortaklığı (JETP) ise G7 ile Güney Afrika, Endonezya, Vietnam ve Senegal arasında imzalanan finansman anlaşmalarından oluşuyor. Termal güç paradoksu, gelişmekte olan ekonomilerin enerji güvenliği ile dekarbonizasyon arasındaki dengeyi nasıl kurduğu sorusunu kritik bir tedarik zinciri ve ESG meselesi olarak gündeme taşıyor — dört sütunlu yaklaşım pragmatik ve aşamalı bir geçiş yol haritası sunuyor.
Önemli Notlar:
1. Güç sektörü, küresel yıllık 37,4 milyar ton CO2 emisyonunun %40'ını oluşturuyor.
2. Hindistan'da kömür santralleri elektriğin %60-70'ini üretiyor.
3. Gelişmekte olan ekonomiler, milyonlarca iş ve 1,4 milyar nüfus için termal güce bağımlı.
4. Dört sütunlu çözüm verimlilik, CCUS, yakıt geçişi ve yenilenebilir entegrasyon ayaklarını kapsıyor.
5. JETP, G7 ile Güney Afrika, Endonezya, Vietnam ve Senegal arasındaki finansman ortaklıklarından oluşuyor.