Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Kıbrıs Rum Yönetimi (Cyprus Administration) ve Lübnan arasında 2007’de parafe edilen deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşmasının 26 Kasım’da Beirut’ta yeniden imzalanmasına tepki gösterdi. Söz konusu anlaşma, Lübnan hükümetinin 23 Ekim 2025’te yaklaşık 18 yıl bekleyen belgeyi onaylamasıyla yeniden gündeme gelmişti. İmza töreni, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in Lübnan ziyareti sırasında gerçekleşti.
KKTC, anlaşmanın imzalanmasını, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 2003’ten bu yana Doğu Akdeniz’de attığı ve devam eden tek taraflı adımların yeni bir halkası olarak nitelendiriyor. Açıklamada, bu adımların Kıbrıs Türk halkının “equal rights and interests” yapısını dikkate almadığı vurgulanıyor. KKTC tarafı, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı deniz yetki alanı sınırlandırma girişimlerinin “entirely null and void” olduğunu belirtiyor ve söz konusu 2007 anlaşmasının da bu kapsamda değerlendirildiğini ifade ediyor.
Kıbrıs’ın iki taraflı yapısına atıf yapan KKTC, adanın doğal kaynaklarının ve deniz yetki alanlarının yönetiminin her iki tarafın rızasıyla belirlenmesi gerektiğini savunuyor. Açıklamada, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “third parties, including Lebanon” ile yaptığı tüm deniz yetki alanı düzenlemelerinin KKTC tarafından geçersiz kabul edildiği belirtiliyor. KKTC, bu yaklaşımın yalnızca Kıbrıs Türk halkının haklarını değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki dengeyi ve bölgesel güvenliği de etkilediğini vurguluyor.
KKTC açıklamasında ayrıca uluslararası topluma çağrı yapılıyor. Açıklamaya göre KKTC, bölgedeki tek taraflı adımların desteklenmemesi gerektiğini, tüm devletlerin Kıbrıs’ın her iki tarafının onayı olmadan yapılan düzenlemelere taraf oluyorn kaçınmasını talep ediyor. Bu talep, son yıllarda Doğu Akdeniz’de enerji yatakları, hidrokarbon aramaları ve münhasır ekonomik bölge tartışmaları nedeniyle oluşan gerilimlerin gölgesinde önemli bir mesaj niteliği taşıyor.
Kıbrıs Rum Yönetimi ise uzun süredir Doğu Akdeniz’de maritime delimitation, EEZ agreements ve deniz güvenliği gerekçeleriyle komşu ülkelerle iş birliği faaliyeti yürütüyor. 2007’de Lübnan ile parafe edilen anlaşmanın Lübnan tarafından onaylanması, bu çerçevede bölgesel deniz yetki alanı düzenlemeleri açısından yeni bir aşama oluşturuyor. Lübnan’ın anlaşmayı onaylaması, ülkedeki siyasi istikrarsızlık, ekonomik kriz ve enerji projelerinin geleceğine yönelik beklentiler nedeniyle gecikmeli gerçekleşmişti.
KKTC’nin tepkisi, Kıbrıs’ın iki toplumlu yapısının uluslararası platformlarda nasıl algılandığına dair uzun süredir devam eden tartışmaların bir yansıması olarak görülüyor. Açıklama, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanı sınırlandırması konusunun sadece teknik bir maritime çizim çalışması olmadığını; aynı zamanda siyasi meşruiyet, egemenlik alanları, enerji kaynakları ve diplomatik denge ile doğrudan ilişkili bir mesele olduğunu hatırlatıyor.
Sürecin ilerleyen aşamalarında Kıbrıs Rum Yönetimi, Lübnan ve bölgedeki diğer aktörlerin bu anlaşmayı nasıl konumlandıracağı, Doğu Akdeniz’de yürütülen enerji projeleri ve bölgesel deniz güvenliği politikalarını etkileyebilecek nitelikte. KKTC’nin itirazı ise uluslararası topluma, Kıbrıs konusundaki iki taraflı yapının göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Önemli Notlar:
KKTC, Kıbrıs Rum Yönetimi ile Lübnan arasında 2007’de parafe edilen anlaşmanın yeniden imzalanmasına itiraz etti.
Anlaşmanın Lübnan tarafından 18 yıl sonra onaylanması dikkat çekti.
KKTC, anlaşmayı “entirely null and void” olarak değerlendiriyor.
KKTC, Cyprus Administration’ın üçüncü ülkelerle yaptığı tüm deniz yetki alanı düzenlemelerini tek taraflı adım olarak görüyor.
Uluslararası topluma, tek taraflı düzenlemeleri desteklememe çağrısı yapıldı.
Yazar: SedatOnat.com