2025 yılı; küresel denizcilik güvenliğinin uzun süredir görülmemiş ölçekte yeniden şekillendiği bir kırılma dönemi olarak öne çıktı. Tarihsel olarak deniz taşımacılığı için en büyük tehdidi; gemilerin ele geçirilerek fidye istenmesine dayanan piracy faaliyetleri oluşturuyordu. Somali açıkları ve Gulf of Guinea gibi bölgelerde korsanlık tehdidinin temel amacı; gemi ile mürettebatı rehin alarak ekonomik kazanım elde etmekti. Ancak 2025 itibarıyla tehdit türü tamamen değişti: artık amaç gemiyi ele geçirmek değil, yok etmek. Bu dönüşümü; devlet ve devlet dışı aktörlerin düşük maliyetli insansız sistemleri yoğun biçimde kullanması hızlandırdı.
Yeni güvenlik paradigması tamamen remote warfare temeline dayanıyor. Houthis'in Kızıldeniz'de, Ukrayna-Rusya çatışmasının Karadeniz'de ve Baltık'taki petrol terminallerine yönelik saldırılarda gösterdiği üzere denizcilik sektörü; artık hafif, ucuz ve harcanabilir dronların hedefi hâline geldi. Shahed-type drones gibi sistemlerin maliyeti yalnızca 20.000-40.000 USD bandında bulunuyor; buna karşılık bir konteyner gemisinin değeri 100 milyon USD'nin üzerinde seyrediyor. Bu durum; saldırganlar için yüksek ekonomik sürdürülebilirlik yaratıyor. Bu asymmetric warfare ortamında pahalı ticari varlıkları; ucuz saldırı unsurları istikrarlı biçimde baskı altına alıyor.
2025'te ortaya çıkan bu tehdidin temelinde üç "fundamental vulnerabilities" bulunuyor:
1. Savunmasız Gemi Tasarımı:
Ticari gemiler; savaş gemilerinin aksine hard kill systems (ör. Phalanx CIWS, anti-drone silahları, kısa menzilli füzeler) taşımıyor. Yavaş hareket eden ve büyük radar izine sahip bu platformlar; dron saldırıları karşısında fiziksel savunma mekanizmasından yoksun bulunuyor. Bu durum; ticaret gemilerini geniş bir coğrafyada kolay hedef hâline getirdi.
2. “Swarm Tactics” (Çoklu Saldırı Dalgası):
Kızıldeniz ve Karadeniz'de görüldüğü üzere saldırıları çoğu zaman swarm attacks biçiminde gerçekleşiyor: saldırganlar; birkaç hava dronu ve birkaç Unmanned Surface Vessel (USV)'yi aynı anda gönderiyor. Naval eskortlar birkaçını etkisiz hâle getirse bile; dördüncü ya da beşinci unsur gemiye çarpıyor. Bu durum; savaş gemisi eşliğinde korunsalar dahi ticari gemilerin güvenliğini garanti altına almayı zorlaştırıyor.
3. Liman Güvenlik Açıkları:
Artık yalnızca açık deniz değil; port infrastructure da risk altında bulunuyor. Port Sudan saldırıları ve Primorsk petrol terminalinin vurulması; limandaki gemilerin stationary targets olarak kolay hedef oluşturduğunu gösterdi. Bu durum; terminal operasyonlarının kesintiye uğramasına ve büyük sigorta risklerine yol açıyor.
Bu güvenlik dönüşümü; tedarik zinciri kararlarını doğrudan etkiledi. Yakın zamanda yaşanan Maersk-Hapag-Lloyd (Gemini Cooperation) ile Suez Canal Authority arasındaki bilgi uyuşmazlığı; bunun en güncel örneğini oluşturuyor. SCA; gemilerin Aralık 2025'te Kızıldeniz'e döneceğini duyurdu; ancak Maersk ve Hapag-Lloyd hemen ardından "no timeline" açıklaması yaptı. Bu ihtiyatlı yaklaşımın nedeni; yeni tehdit ortamında riskin yalnızca seyir süresi gecikmesi değil, gemilerin aylarca servisten çıkmasına yol açan fiziksel hasarlar olmasıdır.
War Risk insurance maliyetleri; dron saldırılarının yüksek başarı oranı nedeniyle keskin biçimde yükseldi. Ticari gemiler; hedef seçme kabiliyeti yüksek dronların özellikle engine room, bridge ya da yakıt hatları gibi kritik noktalara yönlendirilmesiyle ağır hasar alıyor. Tamir süreleri 2 ila 6 ay arasında değişiyor ve hat kapasitesini doğrudan daraltıyor.
Ek olarak 2025'te tehdit yalnızca Kızıldeniz ile sınırlı kalmıyor.
Karadeniz’de sea drones aktif kullanılıyor.
Baltık’ta enerji altyapısı hedef alınıyor.
Hindistan–Rusya hattı dahil birçok güzergâh esnekliğini kaybediyor.
Sonuç itibarıyla 2025; okyanusların artık "nötr ticaret koridorları" olarak değil, dual-use konflikt alanları olarak görüldüğü bir döneme işaret ediyor. Saldırı teknolojisinin ucuzlaması, saldırı kapasitesinin yaygınlaşması ve ticari gemilerin savunma eksikliği; küresel deniz taşımacılığını uzun vadeli bir güvenlik paradigması değişimiyle karşı karşıya bıraktı.
Önemli Notlar:
Denizcilik güvenliği korsanlıktan remote warfare modeline kaydı.
Ucuz dronlar ile pahalı gemiler arasındaki asymmetric cost farkı saldırıları sürdürülebilir kılıyor.
Ticari gemiler hard kill capability taşımıyor; savunmasız konumda.
Swarm attacks başarı oranını artırıyor.
Limanlar artık yüksek riskli hedefler; saldırı coğrafyası genişliyor.
Maersk ve Hapag-Lloyd’un Red Sea dönüşüne tarih vermemesi bu güvenlik tablosundan kaynaklanıyor.
Yazar: SedatOnat.com