Envanter

ABD’de Fabrikaların Neredeyse Tamamı 2028’e Kadar Otomasyona Yönelmeyi Planlıyor

Yazar: Sedat Onat
RobCo araştırmasına göre ABD’li sanayi şirketlerinin %95’inin 2028’e kadar yeni otomasyon yatırımları planlaması, iş gücü açığı, reshoring etkisi, robot ve yapay zekâ kullanımındaki artış ile finansman modellerindeki dönüşümün detaylı özeti
ABD’de Fabrikaların Neredeyse Tamamı 2028’e Kadar Otomasyona Yönelmeyi Planlıyor
0:00
0:00

ABD sanayi sektörü, son on yılların en kapsamlı otomasyon dalgasına hazırlanıyor. RobCo tarafından yayımlanan yeni araştırmaya göre, ABD’de faaliyet gösteren sanayi şirketlerinin %95’i, 2028 yılına kadar yeni otomasyon çözümlerini devreye almayı planlıyor. Araştırma; manufacturing, construction, engineering ve healthcare gibi farklı sektörlerden 400 üst düzey yöneticiyi kapsıyor ve otomasyonun artık istisna değil, varsayılan operasyon modeli hâline geliyor olduğunu gösteriyor.


Bu dönüşümün arkasındaki temel nedenler arasında iş gücü açığı, reshoring (üretimin ABD’ye geri taşınması) ve federal teşvikler yer alıyor. Şirketler, artan yerli üretim hedefleriyle birlikte mevcut insan kaynağının bu büyümeyi karşılıyor yetersiz kaldığını belirtiyor. Otomasyon, bu boşluğu doldurmak için stratejik bir araç olarak konumlanıyor.


Mevcut Durum: Robotlar Artık Kenarda Değil

Araştırmaya göre bugün itibarıyla ABD’li şirketlerin yaklaşık üçte biri aktif olarak robot kullanıyor. Ancak asıl dikkat çekici olan, bu oranın çok hızlı şekilde artacak olması. Katılımcıların:

  • %54’ü, hâlihazırda robotları test ediyor veya yakın dönemde devreye almayı planlıyor.

  • %47’si, AI-powered automation çözümlerini kullanıyor.

  • %94’ü, makinelerini en azından kısmen dijital sistemlere bağlamış durumda ve üretimi veriyle izliyor.

Bu veriler, otomasyonun yalnızca fiziksel robotlardan ibaret olmadığını; dijitalleşme, veri entegrasyonu ve yapay zekâ ile birlikte ilerleyen çok katmanlı bir dönüşüm olduğunu ortaya koyuyor.


Somut Kazanımlar: Verimlilik ve Kaynak Kullanımı

Otomasyonu hâlihazırda kullanan şirketler, sonuçlardan memnun. Katılımcıların yarıdan fazlası, otomasyon sayesinde:

  • daha yüksek üretkenlik,

  • zaman tasarrufu,

  • daha düşük hata oranı

elde ettiklerini bildiriyor. Ayrıca birçok şirket, otomasyonun waste reduction sağladığını ve material & energy utilization oranlarını iyileştirdiğini ifade ediyor. Bu durum, otomasyonun yalnızca iş gücü sorununa değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve maliyet kontrolü hedeflerine de hizmet ettiğini gösteriyor.


İş Gücü Açığı: Asıl İtici Güç

Otomasyona yönelimin arkasındaki en güçlü faktörlerden biri, kalıcı iş gücü eksikliği. Deloitte projeksiyonlarına göre ABD, önümüzdeki yıllarda 3,8 milyon yeni sanayi çalışanına ihtiyaç duyacak. Ancak bu ihtiyacın 1,9 milyonluk kısmının karşılanamama riski bulunuyor.


Bu tablo karşısında şirketler, otomasyonu “işten çıkarma” aracı olarak değil, operasyonları sürdürebilmenin ön koşulu olarak görüyor. Araştırmaya göre:

  • Şirketlerin %43’ü, otomasyon sonrası çalışanların iş yükünün azaldığını ve morale artışı yaşandığını belirtiyor.

  • %58 çalışan,

  • %55 sendika,

otomasyona olumlu yaklaşıyor. Bu oranlar, otomasyonun sosyal kabulünün geçmiş dönemlere kıyasla ciddi biçimde arttığını ortaya koyuyor.


Maliyet Engeli ve Yeni Finansman Modelleri

Her ne kadar otomasyon talebi yüksek olsa da, upfront cost hâlen önemli bir engel oluşturuyor. Şirketlerin:

  • %47’si, yüksek başlangıç maliyetlerinin yatırımları yavaşlattığını,

  • %27’si, sistemleri kurup yönetecek nitelikli iş gücü eksikliği yaşadığını söylüyor.

Bu engelleri aşmak için şirketler, klasik makine satın alma modelleri yerine alternatif çözümlere yöneliyor:

  • leasing,

  • state & federal grants,

  • robots-as-a-service (RaaS) modelleri

hızla yaygınlaşıyor.

RobCo CEO’su ve kurucu ortağı Roman Hölzl, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor:
“Modern robot-as-a-service models significantly lower the barriers to entry into automation.”
Hölzl’e göre aylık veya kullanım bazlı ödeme modelleri, şirketlerin büyük sermaye bağlamadan yeni teknolojileri test etmesine imkân tanıyor. Bakım, yazılım güncelleme ve servis yükünün sağlayıcıda olması, downtime riskini azaltıyor ve projelerin daha hızlı hayata geçirilmesini sağlıyor.


2028’e Doğru Stratejik Anlam

RobCo araştırması, otomasyonun artık “isteğe bağlı” bir yatırım değil, rekabet edebilmenin temel şartı hâline geldiğini ortaya koyuyor. ABD’de üretimin yeniden canlandırılması hedefleri, iş gücü açığı ve verimlilik baskıları birleştiğinde, otomasyon önümüzdeki üç yıl içinde sanayi operasyonlarının merkezine yerleşiyor.


Genel Değerlendirme

2028’e gelindiğinde ABD sanayiinde otomasyon, robotlar ve yapay zekâ; üretimin istisnası değil normu olacak. Şirketler için soru artık “otomasyona geçmeli miyiz?” değil, “ne kadar hızlı ve hangi modelle geçmeliyiz?” hâline gelmiş durumda.


Önemli Notlar:

  • ABD sanayi şirketlerinin %95’i, 2028’e kadar otomasyon planlıyor.

  • %54, robotları test ediyor veya yakında devreye alacak.

  • %47, AI destekli otomasyon kullanıyor.

  • ABD’de 1,9 milyonluk sanayi iş gücü açığı riski bulunuyor.

  • Otomasyon, çalışanlar ve sendikalar tarafından büyük ölçüde olumlu karşılanıyor.

  • Robot-as-a-service ve leasing modelleri hızla yaygınlaşıyor.


Yazar: SedatOnat.com