Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, YouTube kanalı "Mavi Vatan ve Ötesi"nde yaptığı kapsamlı değerlendirmede, kamuoyunda "Mavi Vatan Yasası" olarak anılan Deniz Yetki Alanları Kanunu Taslağı'nı ele aldı. Gürdeniz, taslağı tarihî bir başarı olarak nitelendirirken Türkiye'nin denizcileşme serüvenindeki gecikmenin de altını çizdi. Türk deniz hukukunun kurumsallaşması bakımından lokomotif görevini her dönem Deniz Kuvvetleri'nin üstlendiğini ifade eden Gürdeniz, kanunun gündeme gelmesinden duyduğu memnuniyeti açıkça dile getirdi.
Emekli Amiral, Türk kamuoyunun deniz hukukuyla ilk ciddi karşılaşmasının 1975-1976 Adalar Denizi kıta sahanlığı krizleri olduğunu hatırlatarak, o tarihe kadar Türk kamuoyunun denizden yalnızca Kıbrıs meselesini bildiğini belirtti. Gürdeniz, 1976 Temmuz'unda Adalar Denizi'de kıta sahanlığı araştırmaları yürüten ve Türkiye'nin deniz hukuku tarihinde simge hâline gelen MTA Sismik-1 (eski adıyla Hora) gemisinin akıbetine dair çarpıcı bir uyarı yaptı. Geminin şu an İTÜ Denizcilik Fakültesi'nin eğitim gemisi olarak Tuzla limanında demirli durumda olduğunu ve hurdaya çıkarılacağına dair haberler aldığını ifade eden Gürdeniz, "Bu gemiye sakın kıymayın" çağrısında bulundu.
Gürdeniz, MTA'ya doğrudan çağrıda bulunarak Sismik-1'in Kuruçeşme'ye yanaştırılmasını ve deniz dibi madenciliği, enerji araştırmaları ile sismik araştırma tarihini anlatan bir müze gemiye dönüştürülmesini önerdi. 21-22 Haziran 2004 tarihlerinde gerçekleştirilen Deniz Hukuku Sempozyumu'nda bütün hukukçuların ittifakla Türkiye'nin acilen bir deniz yetki alanları kanununa ihtiyaç duyduğunu dile getirdiğini hatırlatan Gürdeniz, "Bugün 2026 yılındayız; aradan tam 22 sene geçti. Devletin denizileşememesinin bundan daha çarpıcı bir örneği verilemez" değerlendirmesinde bulundu.
Mevcut hukukî çerçeveyi özetleyen Gürdeniz, Çanakkale'den Dalaman çayına kadar olan sahada karasularının 6 mil, diğer denizlerde 12 mil olarak tayin edildiğini hatırlattı. Türkiye'nin 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi'nden bu yana adaların kıta sahanlığı üretmediği tezini savunan ekolün başlıca temsilcilerinden olduğunu vurgulayan Gürdeniz, uluslararası hukukta "sürekli itirazcı" (persistent objector) kavramının Türkiye için geçerli olduğunu ifade etti. Yarı kapalı, binlerce adayı barındıran Adalar Denizi'de Yunanistan'ın adalara kıta sahanlığı verme talebinin Türkiye tarafından başından beri reddedildiğini belirtti.
Gürdeniz, kamuoyunda yaygın olan "yasayla birlikte Münhasır Ekonomik Bölge ilan edilecek" beklentisinin gerçekçi olmadığı kanaatinde olduğunu ifade etti. Dışişleri ve devlet çarkının bu konulardaki tutuculuğunu çok iyi bildiği için bu değerlendirmeyi yaptığını söyleyen Emekli Amiral, "İnşallah yanılırım" diyerek umutlu olduğunu ekledi. Gürdeniz'in değerlendirmesi, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını düzenleme sürecindeki uzun gecikmeyi ve kurumsal dönüşümün zorluğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Önemli Notlar:
1. Mavi Vatan Yasası, 2004 Deniz Hukuku Sempozyumu'ndan 22 yıl sonra gündeme geldi.
2. Türk deniz hukukunun kurumsallaşmasında Deniz Kuvvetleri lokomotif rol oynadı.
3. MTA Sismik-1 gemisinin müze gemiye dönüştürülmesi önerildi.
4. Türkiye'nin karasuları Çanakkale-Dalaman arası 6 mil, diğer denizlerde 12 mildir.
5. Gürdeniz, yasayla Münhasır Ekonomik Bölge ilanının çıkmayacağı kanaatinde.
[126764]